free sex cams

Oy Planlaması

Siyasetin temel taşı, kan kaynağı, can damarı ve büyük parçası “oy…” Artık vatandaşların oyları planlanır hale gelmiş. Nasıl mı? Bakın işte böyle; Bazı vatandaşların düşük gelirlerinden yararlanıp, onlara daha iyi bir iş imkanı sunmak yerine, yeni iş sahaları oluşturmak yerine kah yakacak vererek, kah gıda vererek. Çinlilerin deyimine göre; balık tutmayı öğretmek yerine, siz oturun biz sizin yerinize tutar önünüze koyarız dercesine bir nevi kendilerine muhtaç bırakmak yada başka bir deyişle gebe bırakmaya çalışarak planlarını işletiyorlar. Kimilerinin zor günlerinden yararlanıp iş vaatleriyle yönlendirmeler yaparak, kıyıda köşede tabiri caizse üç kuruşluk iş verip, onları da kendilerine bağlamayı becermişler. Diğer yandan ise bazı vatandaşların oyunu ve çevresini kazanabilmek ise o kadar basite indirgenmiş ki, arsasının, plazasının daha olmadı apartmanının yakınına sosyal tesis, yok olmadı iş merkezi, oda olmazsa sağlık kuruluşu derken birçok çözüm üretebiliyorlar ve buna benzemez neler neler. Gelelim bunların sonuçlarına; verdikleri yakıt belli, akşamdan sabaha havayı kaplayan burun direklerini kıran kömür kokusu. Diğer yandan verilen işte belli, alınan değerler ve kapasitede belli. Son durum; Yıldırım Beyazıt Piknik alanının durumu da… Birileri birilerinin oyunu kazanmak için, gönlünü hoş tuta bilmek için bir-iki yıllığına yatırımlarla göz boyayabiliyor. Hem de o yakacak, gıda, giyim yardımı yaptıkları ve küçükte olsa iş imkanı sağladıkları vatandaşın ve daha nice vatandaşın cebinden çıkan paralarla yapılanlar ortada. Kimilerinin işine geliyor, kimileri yaşantısından memnun, bazıları da hazıra, emeksiz kazanca alışmış… Diyecek çok söz yok, herkesin kendi yaşantısı, kimileri değerleri için yaşar, kimileride değer için yaşar… Bir sonraki sayımızda buluşmak ümidiyle, mutlu-umutlu-sağlıklı bir yıl dileğiyle, nice yıllara…   Anadolu’nun Sesi Gazetesi – Etimesgut / Ankara   Yıldırım Beyazıt Piknik Alanı hakkında haber…...

Terazisi Bozuk!

PTT’nin Etimesgut şubesine bağlı, 30 Ağustos PTT biriminin terazisi bozuk…! Geçen sayımızı okurlarımıza ulaştırmak üzere gittiğim 30 Ağustos şubesi yetkilisi her hangi bir sebep belirtmeden postaları kabul edemeyeceğini ve Etimesgut Merkez şubesine gitmemi söyledi. Sebep ise “biz alamıyoruz…” cevabı verilerek belirtilince, insan ister istemez 45 dakikaya yakın sırada beklemesinin üzerine böyle bir durumla karşılaşınca “bu nasıl Posta Telgraf Telefon şubesi?” “Posta şubesi posta kabul etmiyor.” İnsanın aklına bin bir türlü düşünce geliyor. Evet, bu olayın üzerine soluğu PTT’nin Etimesgut Merkez Şubesinde aldım. Postalarımın gönderim işlemleri tamamlandı. Sıra 30 Ağustos Şubesinde yaşadığım ve posta göndermek isteyen vatandaşların karşılaştığı soruna geldi. Müdürle görüşmek istediğimde, müdür vekili ve şube şefi olarak bir beyefendi gösterildi. Durumu anlattığımda terazinin bozuk olduğunu ve teknik servise başvuru yapıldığını öğrendim. Peki, çözüm bumu olmalı? Yoksa, Etimesgut gibi 400 bine yakın nüfusa hitap eden birimin yedek terazi bulundurup, bağlılarına gerekli lojistik desteği sağlaması mı? Tartışılır… Bu duruma er geç çözüm gelecektir, ama kabul edilemeyen postalar için artık çok geç, akıllarda kalıcı bir posta şubemiz...

Sıra başörtüsüne geliyor…...

Sokaklarda, her Cuma namazı çıkışında ülkemizin çeşitli yerlerinde başörtüsü protestosu vardı. Bilmediğim bir sebeptendir bu konuyu seçim çalışmalarında kullananların işi bitince kar altında kalan gazel yapraklarına benzedi. Nerede o gün cami çıkışlarında “…başörtüsü…” diye provokasyon yapanlar, provokasyon diyorum. Çünkü o günlerde halkı kışkırtıp sokağa dökenler şimdi bu konuyu kapatır hale gelmişler… Anadolu’nun geçleriyiz diyorlardı, susmayacağız sorun çözülene kadar diyorlardı, çok merak ediyorum çözüm dedikleri bu muydu? Eğer çözüm dedikleri buysa boşuna çabalamışlar, eğer çözmeden susmuşlarsa arkasına saklandıkları asıl ANADOLU GENÇLİĞİ bu değil! Amacım bu sorunu gündeme getirmek değil, sadece provokasyonu kimlerin yaptığını ve amaçlarını göstermek, duyguları nasıl kullandıklarını göstermek, Ve Avrupa minarelerden sonra şimdi başörtüsü yasağına giriyor.  Önce geçmişe bakmalı sonra “Avrupa”ya… “İlim, ilim bilmektir.İlim kendin bilmektir.Sen kendini bilmezsin.Ya nice okumaktır” Yunus...

Nereye Gidiyoruz?

Bir Avrupalılaşma… Batılılaşmadır gidiyor, bakalım nereye kadar? Avrupa’nın modernliği, insan hakları, vicdan ve düşünce özgürlüğüne hayranlık duyanlara sesleniyorum. Alın size VİCDAN’sız özgürlük… Dinlere saygılarını nasıl sergilediler, görebildiniz mi acaba? İslam dinimizin ibadethanesi ve sembolü durumundaki kutsal mekânlarımız; camilerimizin neredeyse minarelerini sökecekler… Artık minare yapılamayacak İsviçre’de, insan haklarını en iyi savunan ülkelerden önde gideni diye savundukları ülkeye bakın, bakında görün. Bizim aslımız, 3 kıtaya ölümsüz mühürlerini vuran Osmanlı İmparatorluğu çiçeklere bile koruma yasası koyacak kadar modern bir yasaya sahip, hiçbir millete zulmetmemiş, hiçbir ırkı dışlamamış, kimsenin dinine karışmamış, vicdan özgürlüğünü de, insan haklarını da hep ön planda tutmuş. Biz Avrupa ya değil, tarihimize gitmeli Türkiye Cumhuriyetine uyarlamalı ve bütün dünyayı titreten “Türk Birliği”ni kurmalı, batılılaşma denilen cehalet kuyusunu...